Perşembe, Mayıs 30, 2024

İlk Dayak

Şiddetin neden olduğu zarar, gerçekten deneyimleyene kadar hayal edilemez. Bu acı sadece yüzeyde hissedilmez, içeride, en derinlerde hissedilip bütün ilişkilerini mahveder.

İlk dayağımı kaç yaşında yediğimi hatırlamıyorum. Dayak, bizim aile geleneğimiz gibiydi. Annem de babam da dayak yiyerek büyümüştü ve onlar da beni ve kardeşlerimi böyle terbiye ediyorlardı.

** Bizim evde dayak cennetten çıkmaydı. Dayak yemediğimiz zamanlarda da ya azar işitiyorduk ya da dayakla tehdit ediliyorduk. ‘’Alırım cenneten çıkmayı elime (sopa ile dayak)’’, ‘’Şimdi hırpalıycam seni (tartaklama, tokat)’’, ‘’Lime lime bükücem etlerini (çimdirme, kolunu bükme)’’ gibi. **

Çocukken bunun normal olduğunu zannederdim. Zannederdim ki dayak atmak anne ve babanın temel hakkı ve biz çocuklar da bunu kabullenmeliyiz. Büyüdükçe dayak çemberi hem benim için hem de kardeşlerim için daraldı.

Anne ve babamın evin içinde tek hemfikir olduğu konu da ‘’çocuk terbiyesiydi’’. Her davranışımız ve hareketimiz onlar için haklı sebepler olmuştu.

Okula başladığımda, arkadaşlarım ile oynarken onlar benim canımı sıkıyorlardı. Sesli gülüyorlar, bağırıyorlar, koşuyorlardı. Sinir oluyordum. Ben onlar gibi değildim. Konuşamıyordum ve oyunlarına da katılamıyordum. Korkuyordum. Öfkeliydim.

Bir gün öğretmenimiz neden onlarla oynamadığımı sordu. Çok korktum. O an içimde bir nefret oluştu. Bir şey söylemedim ama bir sonraki teneffüste en çok gülen çocuğun yanına giderek ona tokat attım. Ağlamaya başladı. ‘’Hiç ağlama, hak ettin sen bu dayağı, senin yüzünden oldu’’ diye bağırdım. Velisi okula geldi, tabii benimkiler de. Özür diledim ve tabii ki akşam eve gidince de ‘’Ad batırıcı köpek!’’ diye bir güzel terbiye edildim.

O günden sonra hayatımda pek bir şey değişmedi. Biraz daha büyüyünce bana bu yapılanların normal olmadığını anlamaya başladım. Gidecek hiçbir yerim yoktu ve sığınacak kimsem de yoktu. Çok çalıştım, hemşireliği kazandım ve hemşire olarak çalışmaya başladım, başka bir şehre taşındım ve o günleri de unuttum. Hayatıma biri girene ve evlenmeye karar verene dek.

Ben anne olmak istemiyorum, annem gibi olmak istemiyorum. Eğer evlenirsem başıma kötü şeylerin geleceğinden korkuyorum.

Anneliğin nasıl bir şey olduğunu bilemiyorum. Nişan hazırlıkları yapacağız ama ben onu çok sevmeme rağmen asla kendimi onun eşi olarak göremiyorum. Geçmişim ile ilgili olan bu olayları o bilmiyor. Onu ailemle nasıl tanıştırabilirim? Bilmesini de istemiyorum çünkü o zaman beni sevmeyeceğini düşünüyorum. Konuşacak kimsem de yok, herkes beni çok normal zannediyor ama ben için için ölüyorum. Çok çaresizim.

Hiçbir kadın fiziksel şiddete maruz kalmamalıdır. Ama eğer sen de bunu yaşıyorsan, bil ki yalnız değilsin ve en önemlisi zayıf değilsin. Hayatına devam edip yardım ve rehberlik alabilecek kadar güçlüsün.

Sizi, O’nu kişisel olarak tanımanız için yarattı.

Tanrı, kalbinizdeki özlemi gidermek, sizin yaşamınızın temeli olmak istiyor. Bunun hakkında daha fazla öğrenmek ister misin ?